Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Mucitliğin kullanım sahaları
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
"Gelişme" fikri, sıradışı düşünme ve mûcitliğin belki de en büyük potansiyelidir. Mevcut işleri daha iyi yapma düşüncesini taşıdıkça, icatların ardı arkası kesilmeyecektir. Ancak halihazırdaki fiiliyattan memnun olmak, yani mevcutla iktifa etmek, inkişaf ve mûcitlik rûhunu öldürmektir. Bu noktada Japonlar'ın Avrupalılara fark attığı görülür. Toyota, yılda her bir işçiden yaklaşık 300 teklif alırken, vasat bir Avrupa şirketinde bu sayı 10'un altındadır. A slında Avrupalılar da "Tam Kalite Yönetimi" gibi bazı yeni metodlarla sürekli inkişafa açık olmak istemektedirler, ancak idarî bir hata sonucu başarılı olamamışlardır. Yüzlerce teklif sadece bir merkezde toplanınca, bunları değerlendirme imkanı bulamamışlardır. Japonlar ise buna şöyle bir çözüm bulmuşlardır: Her bölüme ait istişare heyetleri kendilerini ilgilendiren teklifleri değerlendirmiş, böylelikle yeni fikirlerin sadece bir merkezde aşırı derecede birikerek çürümesi önlenmiştir.
Unutulmamalıdır ki, en iyi neticeler, daha önce kimsenin durup düşünmediği konularda durup düşünmekle elde edilir. Ancak bu iş hiç de kolay değildir. Eğer ihtiyacınız yok gibi gözüküyorsa oturup yeni alternatifler düşünmek çok çetin bir iştir, çünkü gereksiz bir teşebbüs, zaman kaybı veya bir lüks gibi gözükmektedir.

TAHRİK

Mûcitlikte kullanılan metodlardan biri de tahriktir. Tahrik kasten mantıksız bir düşünce öne sürerek, orijinal fikirler üretme yoludur. Bu, şu şekilde gerçekleşir: İnsan zihni, çok sistematik çalışır. Silsile halinde mantıkî bir süreç takip eder. Bu süreçte mantıksız bir yola girildiği vakit, zihinde geçici bir düzensizlik görülür. Ancak kısa bir süre içinde tekrar temel sürece dönülür. Bu tıpkı anayolda giderken birden tali bir yola sapan arabanın en kısa zamanda muhtemel yolları deneyerek geri dönmesine benzemektedir. İşte bu geri dönüş esnasında çok orijinal fikirler ortaya çıkabilir. Kısacası, tahrik bir istikrarsızlık doğurmakta ve bu yüzden de yeni bir istikrarlı duruma erişmeye zorlamaktadır. Tahrikin gayesi zihni, mutat düşünme silsilesinden kurtararak, orijinal olmaya teşvik etmesidir.

TENKİT

Sadece problemler üzerinde düşünmeye o kadar çok alışmışız ki mevcut şartları daha iyi hale nasıl getirebiliriz diye müsbet kritikte bulunmayı beceremez olmuşuz. Yapıcı tenkit önemlidir, zira ancak bu sayede yapılmakta olan işlerin en güzel olmayabileceğini anlarız. Temel nasslar dışında bütün fikirleri, mevzuları, şartları ve kabullenmeleri sorgulayamazsak, değişim ve gelişim için gerekli düşünce hürriyetini yakalayamayız. Ancak şu nokta akıldan çıkarılmamalıdır: Bizim kastettiğimiz tenkit, bozuk bir niyetle, fitne çıkarmak için yapılan yıkıcı eleştiri değil, gıybet çukuruna düşmeden, keşif ve icat gayesiyle, rıza-i İlâhî için yapılan tenkittir. Bu meyanda Ölçülerde şu hakikat ifade edilir: "Şimdi mûcid-kâşif yetişmiyor. Taklitçi adamlar yetişiyor. Kısmen herşeyi değiştirecek, isyancı ruha ihtiyaç var. Herşey değişecek. Kitap-mektep-kapı-sıra.. hepsi.. ve tenkit ile işe başlayacaksınız.." (Ölçü 4: s. 118)

FARKLARI GÖREBİLME

Kuşların davranışlarını büyük bir dikkatle izleyen uzmanların o hayvanlara niçin bu kadar çok ilgi gösterdikleri ilk plânda anlaşılmayabilir. Ancak bu konuda tecrübe edinmeye başlayan bir insan, zamanla kuşların davranışlarındaki incelikleri farketmeye başlar. Zihninde belli kalıplar oluşur. Farklılıklara dikkat eder.
Gerçekten de farkedebilmesini öğrenmek, çok ciddî bir eğitim mes'elesidir. Böyle bir eğitimden geçmeden gözlerimizin önünde olup bitenleri göremeyiz bile. Sıradışı düşünmek ve mûcitlik için farklılıklara dikkat etmeyi öğrenmek gereklidir.
"Aynısı" tabiri zararsız bir ifadeymiş gibi gözükür; ama aslında yeni fikirlerin katilidir. Bir fikre ehemmiyet vermeye değmez düşüncesini ima eden "aynısı" tabiri, genellikle, anlaşılmayan yeni bir fikri gözardı etmek için, yani fikir sahibini baştan savmak için kullanılır: "Senin teklifinin şu mevcut fikirden ne farkı var ki, aynısı işte!" Bu şekilde nüansları anlayamama, asrın hastalıklarından biridir. Adeta çocuklar gibi yetişkinler de çok basit ve genel kavramlarla düşünmeye alıştıkları, başka bir ifadeyle tefekkür ve tetebbuya alışkın olmadıkları için farklar görülememektedir.

TEST EDİLEBİLİRLİK

Sıradışı düşünme hususunda dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri de, test edilebilirliktir. Bazı fikirleri uygulamadan önce etraflıca test etmek her zaman mümkün olmaz. Böyle durumlarda fikir mümkün olduğunca esnek hale getirilmelidir ki, tatbikatta ortaya çıkabilecek muhtemel gelişmelere uygun bir mecraya akabilsin. Demek ki plân ve projeler, farklı ihtimaller gözönünde tutularak, değişik alternatiflere açık hazırlanmalıdır. Gelişen şartlara göre yeni bir strateji belirlemeyi mümkün kılmayan fikirler, hem zihinleri, hem de aksiyonları hapseder.

GRUP ÇALIŞMASI

Yeni bir fikrin ortaya çıkması, fertlere dayalıdır. Fakat bu yeni fikrin işlenmesi ve geliştirilmesi, ancak bir grup içinde olabilir. Zira grup içinde yer alan farklı tecrübe ve bilgi birikimine sahip insanların, bu yeni fikri yorumlamaları ve değişik açılardan ele almaları muhtemeldir. Bu sayede ulaşılan yeni ufuklara ise fikri ortaya atan ferdin tek başına erişmesi mümkün değildir.

TEKLİFLERE DEĞER VERME

Belli bir gayret sarfederek yeni fikirler üretmeye çalışan insanlar, en azından tahkir edilmemekle mükâfatlandırılmalıdır. İltifat beklemek doğru olmasa da, "marifet iltifata tabidir". Belli mercilerin teklifleri değerlendirip neticeyi teklif sahiplerine ulaştırması nezaket gereğidir. Hattâ eğer sürekli inkişaf düşüncesi temsil edilmek isteniyorsa, tekliflerin daha yararlı hale nasıl getirilebileceği hakkında muhataplara yol göstermek de bir vazifedir.
İnsanlar belli konularda müessir fikirlere sahip oldukları halde genellikle şu düşünceleri taşıdıkları için bunları ifade etmek istemezler:
Bu, benim vazifem değildir.
Kimse, benim fikirlerime ehemmiyet vermez.
Kimse bana sormadı.
Yeni fikirlerle ortalığı karıştırmak istemem.
Bu tip insanları muhatap kabul edip tekliflerine açık olmadıkça keşif ve icatlara, çözüm ve alternatiflere, yeni kavram ve uygulamalara ulaşmak mümkün değildir. İnsanlara bu zemin hazırlanmadıkça, hemen hemen hiç kimse hedef olmak istemez, zira çok az insan yeni bir şey deneme riskine girebilir. Bu insanlar bilmektedirler ki, ortaya attıkları yeni fikir denenip de başarısız olurlarsa bu, onlar için bir kredi kaybı olacaktır. Halbuki yeni bir şey denemeseler, herşey tıkırında sürüp gidecek, onlar da hata yapma riskine girmeyeceklerdir. Peki, keşif ve icatların enerjisi nereden gelecektir?
Zihin, ancak görmeye hazır olduğu şeyleri görebilir. Zihinleri keşif ve icatlara hazır hale getirmek de, ancak eğitim anlayışında belli değişiklikler yapmakla gerçekleşir. Singapur, bütçesinin %20'sini eğitime ayırmaktadır. 1965'de gayr-i safi milli hasılası 90 milyon dolar olan Singapur'un günümüzdeki GSMH'sı 23 milyar dolardır. Demek ki, eğitim sayesinde tüketim toplumu olmaktan kurtulup mal, hizmet ve fikirlerin sürekli olarak üretildiği bir toplum haline gelmek, esnek ve farklı düşünenlerin horlanmadığı, insanların teklif ve yeniliklere açık olduğu bir cemiyet teşekkül ettirmek, bir kâşif ve mûcitler ordusu yetiştirmek mümkündür. Geleceğin başarılı müesseseleri sıradışı düşünmesini, ölçüyü kaybetmeden becerenler olacaktır.

 
  ilginç buluşlar
  Bilim Adamları
  Uzay Teknolojisi
  Teknoloji Haberleri
  Sitenize Ekle
  icatlar

Kimler Sitede

Şuanda 115 misafir bağlı

teknoloji ve tasarımTeknoloji ve Tasarım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 33