Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Fıkralar 3
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 

BORSA

İki borsacı yolda gidiyorlarmış. Bir de bakmışlar yerde bir pislik.Yaşlı ve üstad olan genç olana dönmüş:
-'Bunu yersen sana 1 milyar veririm' demiş.
Genç düşünmüş ve 1 milyarın buna değeceğine karar vermiş. Pisliği yemiş, parayı almış. Biraz daha yürümüşler, yerde bir pislik daha.
Bu defa genç olan, herhalde sonradan yaptığına pişman olmuş ki, aynı teklifi yapmış.
Yaşlı biraz düşünmüş ve 'Olur' demiş, pisliği yemiş, parayı almış. Biraz daha gitmişler, genç üstadına dönmüş,
-'Üstad, bu nasıl iş?' demiş.
-'İkimiz de hala aynı miktarda paraya sahibiz ama pislik yediğimizle kaldık'
Üstad bilgiç bilgiç kafasını sallamış,

-'Ama 2 milyarlık işlem hacmi gerçekleştirdik...'


KEKEME

Kekemenin biri bir gün Beşiktaş’ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındaki bir bakkala girip:
-"Kakakakarrdesssss, bububurraaalarrrrdaddadadadbi kekekemememe okukukukuluuu varmis, nenenenerededede bibibiliyomusususun ?"diye sormuş. Bakkal cevap vermiş:
-"Okulun yerini bilmiyorum ama abi, senin okula hiç ihtiyacın yok bence gayet iyi kekeliyorsun.."


KADİRİZM

Bir gün Haydar isimli bir adam kız arkadaşıyla buluşmak için restorana gitmiş oturup kızı beklemeye başlamış bi bakmış ki 2-3 masa ileride Kadir İnanır gitmiş yanına
-Kadir ağabey bir imza alabilir miyim? demiş
Kadir İnanır:
-Tabi. demiş vermiş imzayı,  adam gitmiş oturmuş yerine.
Bi kaç dakika geçmiş Haydar kalkmış yerinden
-“Kadir abi birazdan kız arkadaşım gelecek geçerken bir selam verir misin ya karizma olur.” Demiş.
Kadir İnanır:
-“Tamam olur.” Demiş.
ardından adam dayanamamış kalkmış yerinden yine
-Kadir abi be yanımızdan geçerken selam verip iki muhabbet eder misin ya çok sağlam karizma yaparız demiş.
Kadir İnanır:
-iyi tamam hadi geç otur yerine, ben giderken uğrarım sizin masaya demiş.
Adamın kız arkadaşı gelmiş, oturmuşlar muhabbet ederken Kadir İnanır gelmiş
-Haydar naber abi? Demiş.
Haydar cevap vermiş:
-Kadir Allah aşkına bi git ya başımızdan...


KAMYONCU

Genç çocuk son model Porsche'si ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük gürültü ile
arabaya çarpar. İkisi de inerler bakarlar ki arabanın arkası haşat. Kamyonun şoförü, gencin ayaklarına kapanır: "Abicim sen beni affet.
Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem. Sen şu kardeşini affet" der.
Çocuk bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil. Adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder. Çocuk iki, üç ışık
sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle
arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner bir de bakar ki yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer
şoför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve:
"Abi benim ben. Devam et!"


Bizim TemelTemel, elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikkatini çekmiş, onu seyrediyormuş. Temel, belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş.
-"Ya kardeşim sen deli misin?!." demiş,
İlyas :
-"Yooo!." demiş
-"Hasta mısın? demiş
-"Yooo!." demiş
-"Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyorsun" demis.
Temel bi de bakmış:

-"Vay anasina daaaa ,  karpuz nereye düşmuş"


KEL, KÖR, TOPA

LÜç arkadaş varmış. Bunların biri kel, biri kör, ötekisi topalmış. Bunlar yürüyüş yaparken yanlarından hızla bir araba geçmiş. Kel:
-Allah! Saçım bozuldu. Demiş
Topal:
-Koşun yakalayalım. Demiş
Kör:
-Telaşlanmayın arkadaşlar, ben plakasını aldım.


KızılderiliBeyaz göçmen Kanada’nın uçsuz bucaksız ormanlarında bir kulübe yapmış, kışa hazırlanıyordu. Tam odun keserken bir Kızılderili geçti.
"Hey Kızılderili", diye seslendi, "Kış nasıl olacak?"
"Soğuk" dedi Kızılderili ve yoluna devam etti. Yerlilerin doğa bilgisine büyük güven duyan göçmen epey endişelendi ve her ihtimale karşı daha fazla odun kesti.
Aksam Kızılderili tekrar geçerken "Hey arkadaş", diye beyaz göçmen bir kez daha seslendi. "Kış gerçekten çok mu soğuk geçecek?"
"Çok hem de çok soğuk", dedi Kızılderili ve yoluna devam etti.
Göçmen artık fena halde korkmuştu. Çılgınlar gibi odun kesip istifledi. Ertesi sabah Kızılderili seslendi, geçerken:
"Bu kış, insan oğlunun yaşayamayacağı kadar soğuk olmak!"
"Nereden biliyorsun?" diye nefes nefese bütün gece durmadan odun kesip bitkin düşen göçmen sordu.
"Eski bir Kızılderili sözü var, beyaz adam çok odun kesmek, kış çok çok soğuk olmak"


Kibar Hanımİstanbul’a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına İstanbullu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor....
Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış :

-Uy kocacığım, it gibi titriyisen...


KravatTuristin biri Cezayir'de çölde susuz bir şekilde sürünüyormuş .Birden dükkan gibi bi yer görmüş ve oraya giderek:
-Su...lütfen bir yudum su
Adam:
-Beyeefendi maalesef suyumuz yok ama isterseniz kravat verebiliriz
Turist:
Ben napıyım kravatı susuzluktan geberiyorum.. der. Adamda ona 2km. güneyde bi yer olduğunu, oraya gitmesini söyler. Turist güç bela oraya varır ve:
-Su... birazcık suuu
Adam:
-Maalesef beyefendi buraya kravatsız giremezsiniz!!


Kumaşçı       İki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?" Kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz."          O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafı açtı, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."  

» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kimler Sitede

Şuanda 23 misafir bağlı

teknoloji ve tasarım teknoloji ve tasarım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 33